Ana Sayfa İktibaslar Din İstismarı

Din İstismarı

234
0

Şerafeddin AKTAŞ

Türkiye’de toplumsal barışı ve sosyal ilişkileri zaman zaman sıkıntıya sokan faktörlerden biri de, bazı kavramların aslı manalarının dışında anlamlandırılarak, bir takım kimse ve kesimleri sindirme politikalarıdır.

Bu kavramların son dönemlerde çokça kullanılanlarından biri irtica, diğeri ise istismardır. İrtica kavramı ile ilgili detaylı bir değerlendirmeyi ileriye bırakarak, bugünlerde gündemin sıcaklığını kaynama noktasına getirmek isteyen bazı siyasiler ve medya şakşakçılarının ısrarla gündemde tutmaya çalıştıkları din istismarını açmak istiyorum.

İstismar: İyi niyeti kötüye kullanma, faydalanma, sömürme ve yanıltma gibi anlamlar taşıyan Arapça kökenli bir kavramdır. Eğer bu kavram, özgün anlamına göre kullanılıyor ise, herkesin ve her kesimin hayata dair her şeyi istismar edebileceğini söyleyebiliriz. Zira hayatta esas olan fayda üretmedir. Faydalanma anlamı kesitinden bakılınca, bunda yadırganacak bir şeyin olmadığı görülecektir. Kötüye kullanma, sömürme ve yanıltma anlamlarıyla istismar kavramı ele alınırsa, burada istismar edilemeyecek tek değerin “din”olması gerekir. Çünkü insanlar, inançlarını ve inanç esaslarını tercih ederken hür iradelerini kullanırlar. İnanmış olmanın esas şartı özgürce bir kabuldür. Zor, gösteriş ve dayatma sonucu olan kabule, inanç değil, inançlı gözükmek denir.

Din, kişinin özgür iradeyle kabullendiği İlahi kurallar bütünüdür. Kişi, mensup olduğu dinin gereklerini yerine getirme istek ve gayreti içinde olmakla, hayata dair mutluluğu temin manasında faydalanıyorsa bu bir istismar değil, belki inancının gereğini yerine getirme dürüstlüğüdür. Birilerinin, bu dürüstlüğü göstermeyip, gösterenler karşısındaki eziklik kompleksini gidermek için “din istismar ediliyor” yaygarası koparması, karanlıktaki korkuyu yenme telaşıdır. Dini talep ve davranışları hayatın bir kesitine hapsedenler, inkârlarını ifade edemeyen korkaklar ve istismarcılardır. Bunlara göre din cami ve kişi vicdanı dışına çıkarılınca istismar edilmiş olur. Hatta sosyal, siyasi ve iktisadi alana dini sokmak, vatan ihaneti ile eş tutulur. Ayrımcılık sayılır, geriye gidişin başlangıcı olur. Hâlbuki din ve dini kuralların hayatın her kesitinde uygulanması, bireyin dürüstlüğünün ilanı olduğu gibi, dinin bilinmez ve karanlık alanlarda istismarı da önlemiş olur.

Bu perspektiften bakıldığında Türkiye’de en büyük din istismarcıları “din istismar” ediliyor çığırtkanları ve bayaramdan bayrama,seçimden seçime halkın dini değerlerini dillerine dolayanlar ve Kur’an’ın ifadesi ile”ala harfin”(bir kenarından ve işlerine geldiği kadar)inananlardır.. Ben inanıyorum ve inandıklarımı yaşamak istiyorum talebinde bulunanları “ istismar”la itham edenler,esasında inkarlarını dolaylı olarak ifade edenlerdir.

İstismar, güneşe evet, ışınlarına hayır demektir. Ateşin odunu her şartta yakması onun asli işlevidir. Sobayı yakarken iyi, çatıyı yakarken istismar ediyor denemez. Bunu idrak edemeyenler çeşitli vesilelerle, baş örtüsü ve benzeri inanç gereklerini yerine getirenleri ”dini istismar ediyorlar” itham edenler,

”Türkiye’de maalesef din istismarına açık yöntemlerle siyaset yapıldı. Hatta biz de zaman zaman bu hataya düştük” diyen gafillerden cüret alıyorlar. İstismarı istismar edenler yetmiyormuş gibi, birilerine şirin gözükmek ve değişim-dönüşüm safsatalarıyla, iradesinden güç aldıkları milletin değerlerini istismar edenlere ne demeli?

Ben laikim, demokratım, sosyalistim diyenler bu bağlamda inançlarını ifade ederken istismar etmiyorlar da, ben müslümanım diyenler dini nasıl istismar ediyorlar?

Akşam kurulup, sabah seçime giren bazı siyasi partiler; şarkılar ve türkülerle milletin kültürünü, promosyonlarla açlık ihtiyacını, ”Biz değiştik” diyerek milletin duygularını istismar etmeden (!) %7 oy alabiliyor ve iktidar olabiliyorlar. Buraya kadar her şey normal ama; tarihi, kültürü, inancı ve toprağıyla bu ülkenin gerçek sahibi halkın insanca yaşama talepleri istikametinde söz isteyen ve el kaldıranlar dini istismar etmiş oluyorlar. Aslında bu istismar yaygaracılarına zemin hazırlayanlar dinlerinin, inançlarının gereğini her şartta yerine getirmeyenler, din adına bir takım bilgilerin hamallarıdır.

Türkiye’de çok sayıda istismar edilen; konu, kavram ve kurum varken, dinin istismarının dillendirilmesi,din gerçeğinin insan hayatındaki yeri ve önemini göstermektedir. İlgili ilgisiz herkesin, olur olmaz her yerde din ve dinle alakalı konuşması, bunun en güçlü delilidir. Meseleye bu zaviyeden bakılacak olsa, istismar edilemeyecek ve edilmemesi gereken tek değerin din olduğu görülecektir. Hülasa; din yaşanarak istismar edilmez, belki dünyevi çıkar ve menfaatlerin elde edilmesine vesile edinmekle istismar edilmiş olur.

Bunun anlaşılacağı günü özlemle beklerken, oturdukları tepelerin rüzgarı ile konuşanların, aşağıya indiklerinde rüya ile hakikati ayırmaya fırsatlarının olmayacağını hatırlatırız.

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin