Ana Sayfa İktibaslar Bir Veya İki Îmân Esâsına Îmân Etmek Yeter mi?

Bir Veya İki Îmân Esâsına Îmân Etmek Yeter mi?

213
0

** bu yazı hayrettin karamanın batıl bir itikadına cevab verilen ilgili yazıdan bir bölümdür.

Bir Veya İki Îmân Esâsına Îmân Etmek Yeter mi? 

Bunlara Îmân Diğer Esaslara da Îmân Etmeyi Gerektirmez mi?

Cevâb: Evet, muhterem yazarımız Ahmed Ali Aksoy -bağışlasınlar, darılmasınlar, aflarına sığınıyorum ama- Ğurabâ Mecmûasındaki yazısında lüzûmundan fazla efendilik göstermişler; açık konuşup bu sözler bir Mü’mini münâkaşasız olarak kâfir yapar, dememişler; yanlış yapmışlar. Zâten bu hallere düşüşümüz umûmiyetle şu tavrımızdan doğmaktadır. Biz Bay Karaman’a dinden çıktın ve küfre girdin demiyoruz. Kadâ ile İftâ ayrı ayrı şeylerdir. Kadılık makâmında değiliz. O makamda olsaydık belli bir şahıs için kesin hüküm verirdik. Sâdece, bu sözler, dînde olanı dînden çıkarır, küfre sokar deyip ğayr-i muayyen bir şahıs üzerinden iftâ ile iktifâ ediyoruz. Gerisini biz bilemeyiz; bu kendilerinin bileceği bir iştir.

Çünki, Kur’ân’da îmânla ve Küfürle alâkalı olarak gelen âyetler,[1]

(Bir) Bâzen sırf Îmân’a veya Îmân ve Amel-i Sâlih’e dâir âyet veya âyetler gelmiştir. Hiçbir îmân esâsından bahsedilmemiştir. Kur’ân fihristinden neye îmân edildiği gösterilmeden, sadece “îmân edenler” bahsedilen (258) âyet bulacaksınız.

(Îmân edip sâlih amel işleyenlere gelince onlar içün Me’vâ Cennetleri vardır.) [2]

Nelere îmân edildiği gösterilmemiş. Tabiî ki, îmân esaslarının tamâmına îmân edenler kasdedilmektedir. “Bu îmân, her hangi bir tasdîkdir” deyip, Îmân esasları inkâr mı edilsin?

(İki) Bâzen sırf Allâh’a îmân’a dâir âyet gelmiştir.

(Çünki O, azîm olan Allah’a îmân etmezdi.)[3] (Kim Allah’a îmân ederse Allah onun kalbine hidâyet verir.),[4] (Kim Rabbine îmân ederse, artık ne eksiklik’den ne de ğadirlikden/haksızlık’dan korkmayacaktır)[5] (Artık kim Tâğût’u inkâr eder ve Allah’a îmân ederse o sapasağlam bir kulpa sarılmıştır.)[6] Diğer îmân esaslarından bahsedilmiyor. Âhiret ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?

(Üç) Bazen sırf Allah’a, Peygamber’e veyâ Peyğamberlere, îmân’a dâir âyet gelmiştir.

(Kim Allah’a ve Resûlüne îmân etmezse şübhesiz biz kâfirler için bir alevli ateş hazırladık.)[7] (O halde Allah’a ve Resûllerine îmân ediniz.)[8] (Allah’dan korkun ve Resûllerine îmân ediniz ki, size rahmetinden iki pay versin.)[9] Âhiret ve diğer îmân esasları inkâr mı edilsin?

(Dört) Bazen sırf Kitâb’a veya kitâblar’a veya Allah’dan İndirilenler’e îmân’a dâir âyet gelmiştir.

(Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah hidâyet etmeyecektir.),[10] (Yalan iftirâyı ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar yaparlar.),[11] (Âyetlerimizi ancak kâfirler topluluğu inkâr eder.),[12] (Şübhesiz sanabir takım açık âyetler indirdik. Onları ancak fâsıklar (kâfirler) inkâr eder.)[13] (Şübhesiz ki, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azâb vardır.),[14] (Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, hiç şübhe yok ki, Allah, azâbı çok şiddetli olandır.),[15] (Âyetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenerek onlardan uzak duranlar. Onlar cehennemliklerdir.),[16] (Âyetlerimiz hakkında ancak kâfir olanlar (inanmamak, inkâr etmek, bâtıl olduklarını ortaya koymaya çalışmak, cennete girebilmek için onlara da îmân edilmesinin şart olmadığını iddiâ etmek gibi yollarlala) mücâdele ederler.),[17] (Âyetlerimizi inkâr edenlere gelince, onlar amel defterleri solundan verilecek olanlardır. Üzerlerinde kapatılmış bir ateş vardır)[18] ve daha niceleri… Allâh, Âhiret ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?

(Beş) Bazen sırf Âhiret Günü’ne, îmân’a dâir âyet gelmiştir.[19] Allah ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?

(Altı) Bazen sırf Meleklerle alâkalı âyet gelmiştir.[20] Allah, Âhiret ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?

(Yedi) Bazen sırf Kader’e Îmân’a esas olacak âyet gelmiştir.[21] Allah, Âhiret ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?

(Sekiz) Bazen sırf Allah’a, Âhirete ve Meleklere îmân’a dâir âyet gelmiştir.[22] Diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?

(Dokuz) Bazen sırf Allâh’a ve Âhiret Günü’ne îmân’a dâir âyet gelmiştir.[23] Diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?

(On) Bazen sırf Allah’a, Âhiret Günü’ne îmân’a ve Sâlih Amel’e dâir âyet gelmiştir.[24] Yine diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin? Amel-i Sâlih îmân esası mıdır; ona fırsat bulamayan veya sadece tenbellijk îcâbı amel etmeyen cennete gidemeyecek midir?

(On Bir) Bazen sırf Allah’a, Melekler’e, Kitâblar’a ve Peyğamberler’e îmân’a dâir âyet gelmiştir.[25] Âhiret ve Kader inkâr mı edilsin?

Dikkatle bakılırsa başka şıklar da bulunabilir.

Bunlardan birine veyâ bir kaçı’na inanmak veya küfretmek (inkâr etmek, hafîfe almak, olsa da olur, olmasa da olur, görmek) diğerlerine îmânı ve küfrü dahî bulundurur. Başka bir ifâdeyle birine sahîh bir îmânın elde edilebilmesi diğerlerine de îmânı bulundurmayı, birine küfür diğerlerine küfrü dahî lâzım getirir. Meselâ îmân esaslarından hiçbirini bulundurmayıp sadece Allah’a îmân etmek makbûl değildir. Allah’a îmân diğerlerine îmân etmek şartıyla sahîh olabilir. Diğerleri de böyledir. Hiçbirisi birbirinden ayrı olarak îmân olmaz… Bunlara dâir âyetler yüzlercedir.

Bunca îmân âyetlerini göre göre îmân esaslarını altıdan ikiye indirmek, Allah’a şirksiz îmân Âhiret gününe îmân ve sâlih amel etmeyi cennete girmek için yeterli bulmak birkaç ihtimâli bulundurur; diğerleri ya inkâr ediliyor, ya mecbûrî görülmeyip kişiler bunlara îmânda muhayyer kabûl ediliyor veya te’vîl ile Allah’a şirksiz îmân Âhiret gününe îmân ve sâlih amel çerçevesinde kabûl ediliyor. Diğer îmân esasları bulunmadan Allah’a şirksiz îmân, Âhiret gününe îmân ve sâlih amel sahîh olmaz, denilmek isteniyor. Bu üç ihtimâlden ilk ikisi delîli olmayan bir ihtimâl olup bir mü’mine göre, îmânı olanın îmânını yok eder. Üçüncü ihtimâl ise, bilhasa avâmı şaşırtmakla aklı kıtları îmânlarından mahrûm bırakır. Hem, diğerlerinin mecbûrî îmân esası olup olmadığının münâkaşa edildiği bir noktada böyle bir yola asla gidilemez; gidilirse ya müdhiş bir câhillik ve ğaflet veya kasıdlı bir kafa karıştırma ve saptırma bahis mevzûu olur. Düşüncesi ne olursa olsun böyle bir sözü bu maksadla söyleyen, mü’minlerin îmânını soyan, malı ve canı almakla yol kesenden daha büyük bir yol kesici olur.

Ayrıca, beşer tarafından yapılan ayıblı hukûkun bile bütünlüğü ve bölünmezliği prensibi olur da îmân tecezzî/bölünme kabûl eder mi? Bu husûsda sadece birkaç âyet getirmekle iktifâ edeceğiz. Kader’e îmân da dâhil[26] îmân esaslarının tamâmı Kur’ân’la sâbit olmanın yanında Sünnetle de sâbittir. Sünnetsiz zındıkları hesâba katarak onu bir anlık bir yana koyarak sadece Kur’ân’dan birkaç âyeti delîl getireceğiz:

Birinci Âyet: (Ayetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder.)[27]

Allah’ın bu âyetteki hükmü deli olmayanların anlayabileceği açıklıktadır… Herhalde Kur’ân’ın Allah’ın âyetlerinden olduğu da inkâr edilmez… Bir yanda bu âyete inandığını, öte yanda da Kur’ân Allah’ın âyetlerindendir, diyen bir kimsenin, Kur’ân’ı inkâr edenin kâfir olmayacağını söylemesi birkaç ihtimâli bulundurur:

Birinci ihtimâl: O, ne dediğini bilmeyen bir kimsedir; sözleri hezeyândır. Burada ona, Allah şifâ versin demekten başka söylenebilecek bir şey yoktur.

İkinci İhtimâl: O, bu kâfir olmayı te’vîl ediyor.

Buradaki kâfir sizin bildiğiniz kâfir değildir; (meselâ,) çiftçi yâhud nankör ma’nâsındadır, demek istiyor. Bu, sâhibini ma’zûr yapmaya yetmeyecek bâtıl bir te’vîldir. Delîli olmadığı gibi, ve zayıf bir karînesi bile yoktur. Hâlin ve şartların şâhidliği böylesi bir te’vîli kesin ibtâl eder.

Üçüncü İhtimâl: O, bu âyeti Kur’ân’dan saymıyor. Bu da Mü’minlerin söz birliği ile küfürdür.

Dördüncü İhtimâl: Kâfir olmanın cennete girmeye mâni’ olmadığına inanmaktadır.

Böyle bir inanış (şübhe yok ki Allah, o ikisini (cennetteki suyu ve cennetliklere verdiği rızkı) kâfirlere haram etti) buyuran Allah’ı yalanlamak olmaz m? Bir Mü’min, kâfirlerin de cennete girebileceklerini nasıl söyler? Ortada başka bir ihtimâl de yoktur.

Hâsılı, bir Mü’min Kur’ân’a uydurma gözüyle bakanların veya onu îmânının bir rüknü olarak görmeyenin cennet’e girebileceğine nasıl inanabilir? Bu aslâ olamaz…

http://www.gurabamecmuasi.com/Guraba/arsiv/7ve-8say/151-hayreddin-karaman-bey-ne-demek-istiyor.html

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin