Ana Sayfa İktibaslar Bir Kişi Ne İle Müslüman Olur

Bir Kişi Ne İle Müslüman Olur

226
0

İmam Tahavi R.a

(Bir:) Bize, İbnü Merzûk rivâyet etti. (O) bize, Vehb İbnü Cerîr babasından rivâyet etti, dedi. (O, Nu’mân’ın Zührî’den şöyle rivâyet ettiğini işittim, dedi: Atâ İbnü Yezîd el-Leysî’den, (O) Ubeydullâh İbnü Adiyy İbni Hıyâr’dan, (O) Mıkdâd İbnü Amr’dan (rivâyet etti): (Mıkdâd şöyle) dedi:

(Dedim ki; ey Allâh’ın Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem!.. Bana haber ver; ben ve müşriklerden bir kimse iki darbede/vuruşta ihtilâf etsek, (bir tane o bana bir de ben ona vursam); bana bir darbe vursa ve elimi vücûdum-dan ayırsa/koparsa, sonra da lâ ilâhe illellâh dese, onu öldürecek miyim, bırakacak mıyım? (Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem), Aksine sen onu bırak, buyurdu. Elimi koparmış olmasına rağmen mi? dedim. (O), evet, eğer sen onu öldürürsen, sen, onun, şu(sözü)nu söylemesinden öncekisi (kâfir iken) gibisisin; O da senin O’nu öldürmenden önceki mislindir (mü’mindir) dedi.)(İki:) Bize, Ebû Bekre rivâyet etti. (O) bize Abdullâh İbnü Bekr rivâyet etti, dedi. (O) bize Hâtim İbnü Sağîre Nu’mân İbnü Amr İbni Evs’den naklederek rivâyet etti, dedi. (Nu’mân) Ona (Hâtim’e) babası Evs’in şöyle dediğini haber verdi:

(Biz kesinlikle Suffe’de elbette Resûlüllah’ın yanında oturuyorduk ve O bize anlatıyor ve nasîhat ediyordu. Bir de baktık ki, bir adam O’na geldi ve gizlice bir şey dedi. Derhal, gidin ve onu öldürün buyurdu. Adam geri dönünce, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem O’nu çağırdı ve ona sen Allah’dan başka hiçbir İlâh olmadığına şâhidlik eder misiniz? dedi. Adam, evet, dedi. Bunun üzerine, Hemen, gidin O’nu serbest bırakın. Çünki, hiç şübheniz olmasın ki ben, insanlarla Allah’dan başka hiçbir ilâh olmadığına şâhidlik etmelerine kadar harbetmekle emrolundum; sonra kanları ve malları haram olur; ancak (Şer’an) hakkıyla olan (öldürme) ayrıdır, buyurdu.)

(Üç:) Bize Yûnus rivâyet etti. (O) bize İbnü Vehb haber verdi, dedi. (O) bana Yûnus İbnü Şihâb’dan haber verdi, dedi. (İbnü Şihâb) şöyle dedi: Bize Saîd İbnü Müseyyeb, Ebû Hüreyre’nin O’na Resûlüllah’ın şöyle buyurduğunu haber verdiğini rivâyet etti:

(Ben insanlarla lâ ilâhe illellâh demelerine kadar harb etmekle emrolundum. Artık kim lâ ilâhe illellâh derse, benden malını ve canını korur. Ancak hakkıyla olan (can ve mal alma) ayrıdır. Hesaba çekilmeleri de Allâh’adır.)

(Dört:) Bize Yûnus rivâyet etti. (O), bize İbnü Vehb O’na Mâlik’in Ebû’z-Zinâd’dan, (O’nun), A’rec’den, (O’nun), Ebû Hüreyre’den, (O’nun da) Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den

(Yukarıdaki metnin) mislini rivâyet ettiğini haber verdi, dedi.

(Beş:) Bize Hüseyin İbnü Nasr rivâyet etti. (O), Yezîd İbnü Hârûn’dan işittim, dedi. (O), bize Muhammed İbnü Amr Ebû Seleme’den, (O), Ebû Sâlih’den, (O) da Ebû Hureyre’den (rivâyet ederek

Yukarıdaki hadîs metninin) mislini haber verdi, dedi.

(Altı:) Bize Alî İbnü Ma’bed rivâyet etti. (O), bize Ya’lâ İbnü Ubeyd rivâyet etti, dedi. (O), bize A’meş Câbir’den ve Ebû Sâlih’den, (Onlar) Ebû Hüreyre’den, (O da) Resûlüllâh sallallâhu aleyhi ve sellem’den

(Yukarıdaki hadîs metninin) mislini rivâyet etti, dedi.

(Yedi:) Bize Yezîd İbnü Sinân rivâyet etti. (O), bize Yahyâ İbnü Saîd rivâyet etti, dedi. (O), bize İbnü Aclân rivâyet etti, dedi. (O), babam(Aclân)’ı Ebû Hüreyre’den rivâyet ederken işittim.

(Ebû Hüreyre) Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’den (yukarıdaki hadîs metninin) mislini rivâyet etti.

(Sekiz:) Bize, İbnü Merzûk rivâyet etti. (O), bize Ebû Âsım İbnü Cüreyc’den, (O), Ebû’z-Zübeyr’den, (O), Câbir’den, (O da) Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’den

(Yukarıdaki hadîs metninin) mislini rivâyet etti, dedi.

Ebû Ca’fer (et-Tahâvî şöyle) dedi:

Bu rivâyetler sebebiyle (âlimlerden) bir topluluk,[1] lâ ilâhe illellâh diyen kimsenin bu sözle Müslüman olacağına, Müslümanların hakkı olan şeylerin onların da hakkı olacağına, vazîfelerinin dahî onun da vazîfesi olacağına kanâat getirdiler. Bu görüşlerinde bu hadîsleri delîl olarak ileri sürdüler.

Başkaları[2] da bu husûsta onlara muhâlefet ettiler ve şöyle dediler: Bu hadîsde (onların lâ ilâhe illellâh demekle Müslüman olacaklarına dâir) sizin için hiçbir delîl yoktur. Çünkü Resûlüllâh sallallâhu aleyhi ve sellem Allâh Teâlâ’yı tevhîd etmeyen/birlemeyen bir kavimle harb ediyordu. Onlardan biri, Allâh’ı tevhîd edince/birleyince, bununla onun, kendisiyle üzerinde harbedildiği şeyi/şirki terk ettiği ve ondan çıktığı bilinmiş olur; ama bununla İslâm’a girdiği bilinmez. Yâhud, Allah Teâlâ’yı bir bilen, ama Allah’ın Resûllerini inkâr etmek ve Allah’ı bir bilmelerine rağmen, inkâr edilmeleriyle sâhibinin kâfir olacağı başka bir takım çeşitli sebeblerle kâfir olan milletlere girdiği bilinmez… İşte bu yüzden, bunların hükmü, bu şübhe vâki’ olduğunda, kendileriyle harbetmenin vâcibliğine dâir hüccet kaim olmadıkça onlarla harb edilmemesi olmuştur.

İşte bu sebeble, Resûlüllâh sallallâhu aleyhi ve sellem harb etmekte olduğu kimselerden, bu kelimeyi söylemeleri sebebiyle harb etmekten imtinâ’ etti/kaçındı.

Onların dışındaki Yehûdîlere gelince… Biz onları Allâh’dan başka hiçbir ilâh olmadığına şâhidlik ederken ama Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’i bile bile inkâr ederken gördük.

Resûlüllâh sallallâhu aleyhi ve sellem’i inkâr ettiyseler, Allah celle celâlühû’nun bir olduğunu söylemeleriyle Müslüman olmazlar. İşte bu yüzden Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’i(n resûllüğünü) kabûl ederlerse bununla Yehûdîlikden çıktıkları bilinmiş olur ama bununla İslâm’a girdikleri bilinmiş olmaz. Çünkü, olabilir ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem sadece Arablara gönderilen bir resûldür diyenlerin sözünü çalmışlardır.

Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem Alî İbnü Ebî Tâlib radıyellâhu anhu’ya, yaptığımız şu rivâyet(deki emri) emretmiştir:

(Dokuz:) Bize Yûnus rivâyet etti. (O), bize İbnü Vehb rivâyet etti, dedi. (O), bana Ya’kûb İbnü Abdirrâhmân, Süheyl İbnü Ebî Sâlih’den, (O), Babasından, (O da) Ebû Hüreyre’den şöyle rivâyet etti dedi:

Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ali’yi Hayber’e yönlendirdiğinde sancağı, Ali’ye verdiği zaman (O’na) şöyle buyurdu: Git; Allâh sana fetih verene kadar geri dönme.

Bunun üzerine Ali radıyallâhu anhu biraz yürüdü; sonra da durdu, geri dönmedi ve bağırdı: Yâ Resûl allâh sallallâhu aleyhi ve sellem!.. Ne üzerine (hangi şart üzere) harb edeceğim?

(Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Onlarla, Allah’dan başka hiçbir (gerçek) ilâh olmadığına ve Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in Allâh’ın resûlü olduğuna şâhidlik etmelerine kadar harb et. Bunu yaparlarsa, şübhesiz ki senden kanlarını (akıtmanı) ve mallarını (ğanîmet almanı) engellemiş olurlar. Hakkıyla olan hâric. Onları hesâba çekmek de Allah’adır.

Ebû Ca’fer (et-Tahâvî şöyle) dedi:

Bu hadîsde Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ali radıyallâhu anhu’ya, Allahdan başka hiçbir ilâh olmadığına şâhidlik etmelerine rağmen bununla berâber Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in Allah’ın Resûlü olduğuna da şâhidlik etmelerine kadar onlarla harb etmeyi mübâh kıldı. Çünkü onlar Allah’ın bir olduğunu kabûl eden ama Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem(in resûllüğün)i ikrâr etmeyen bir kavim idi. Bu sebeble Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem Alî radıyallâhu anhu’ya, harbedilme emrinin sebebi olan Yehûdîlikten çıktıkları bilinene kadar onlarla harb etmeyi emretti. Nitekim putperestlerle harb edilme sebebleri olan şirkten çıktıkları bilinene kadar harbetmeyi emretmişti.

Yehûdîlerin lâ ilâhe illellâh Muhammedün Resûlüllah’ı ikrâr etmelerinde de Müslümân olmalarını gerektiren bir şey yoktur. Lâkin Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bunu dediklerinde onlarla harb etmenin terk edilmesini emretti. Çünkü bununla İslâm’ı da İslâm’dan başka bir şeyi de murâd etmeleri olabilir. O yüzden onlarla harb etmekten geri durmayı emretmiştir ki, yukarıda geçen, Arab müşriklerinin hükmünde zikrettiğimiz gibi bununla neyi kasdettikleri bilinsin.

Yehûdîler Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip nebîliğini ikrâr ettiler ve İslâm’a da girmediler. İslâm’a girmekten kaçınmaları sebebiyle onlarla harb etmedi. Çünki ona göre onlar bu ikrârlarıyla Müslümân olmadılar.

(On:) Bize İbrâhîm İbnü Merzûk, İbrâhîm İbnü Ebî Dâvûd, Ebû Ümeyye, Ahmed İbnü Dâvûd ve Abdülazîz İbnü Muâviye rivâyet ettiler ve Bize Ebû’l-Velîd rivâyet etti, dediler.

Yine,

(On Bir:) Bize Ebû Bekre rivâyet etti. (O), bize Ebû Dâvûd rivâyet etti, dedi.

Yine,

(On İki:) Bize Ebû Bişr er-Rakî rivâyet etti. (O), bize Haccâc İbnü Muhammed rivâyet etti, dedi.

Yine,

(On Üç:) Bize İbnü Ebî Dâvûd rivâyet etti. (O), bize Amr İbnü Merzûk rivâyet etti, dedi. (O), bize Şu’be Amr İbnü Murre’den, (O), Abdullâh İbnü Seleme’den, (O da) Safvân İbnü ‘Assâl’dan rivâyet etti, dedi:

Bir Yehûdî arkadaşına, gel şu Nebî’ye soralım, dedi. Diğeri O’na O’na Nebi deme; çünkü O, eğer bunu işitirse dört tane gözü olur. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve O’na (Şübhesiz biz Mûsâ’ya dokuz apaçık âyet verdik), âyetini sordu. Bunun üzerine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

(Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın, Allâh’ın (öldürülmesini) haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin, ancak (Allah’a göre) hak (olan sebeb) ile öldürün, çalmayın. Zinâ etmeyin, sihir yapmayın, fâiz yemeyin, öldürmesi için suçsuzu sultâna götürmeyin, iffetli kadına nâmus iftirâsı atmayın, harbde cebheden kaçmayın, husûsan siz ey Yehûdîler, cumartesi gününde haddi aşmayın/avlanma yasağını çiğnemeyin.)

(Safvân), dedi ki; bunun üzerine elini öptüler ve şâhidlik ederiz ki sen bir nebîsin dediler. (Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem), o halde neden bana uymuyorsunuz? buyurdu.

(O Yehûdîler de), Dâvûd aleyhisselâm zürriyetinden her zaman bir nebi olsun diye duâ etti; biz, sana uyduğumuz takdîrde Yehûdîlerin bizi öldürmesinden korkuyoruz, dediler.

Ebû Ca’fer (et-Tahâvî şöyle) dedi:

Bu hadîsde, Yehûdîlerin, Allah’ın birliğini kabûl etmeleriyle berâber Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’in nübüvvetini ikrâr etmiş oldukları, Müslümânların ikrâr ettiklerinin tamâmını ikrâr etmeleri için onlarla harb etmediği görülmektedir. Bu da onların bu sözle Müslümân olmadıklarını göstermektedir.

Sâbit olmuştur ki, İslâm ancak, İslâm’a girmeyi gösterecek ma’nâlar ve diğer dînleri ve inançları terk etmekle olur.

Enes İbnü Mâlik radıyallâhu anhu’dan, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’den bunu gösteren bir rivâyet yapılmıştır:

(On Dört): Bize Yûnus rivâyet etmiştir. (O), bize İbnü Vehb haber verdi, dedi. (O), bana Yahyâ İbnü Eyyûb, Humeyd et-Tavîl’den, (O), Enes İbnü Mâlik’den, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber verdi, dedi:

(Ben, insanlarla Allah’dan başka hiçbir ilâh olmadığına, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in Allah’ın Resûlü olduğuna şâhidlik edene kadar harb etmekle emr olundum. Allah’dan başka hiçbir ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resûlü olduğuna şâhidlik ederler, namazımızı kılarlar, kıblemize dönerler ve kestiğimizi yerlerse kanları ve malları bize haram olur. Ancak hakkıyla olan (can ve mal alma) ayrıdır. Müslümanların hakları onların da hakları Müslümanların vazîfeleri onların da vazîfeleridir.)

Ebû Ca’fer (et-Tahâvî şöyle) dedi:

Bu hadîsde zikredilenler, kâfirlerin kanlarının dökülmesinin ne ile harâm olduğunu ve neyle Müslümân hâline geldiklerini göstermiştir. Çünkü bu, küfür milletlerinin tamâmının terk ve inkâr edilmesinin tâ kendisidir. Hâsseten Allâh’ın birliğine şâhidlik etmek olan birinci ma’nâ, kendisi sebebiyle harb etmekten geri durduğumuz ma’nâdır. Tâ ki, bunu söyleyenin bununla neyi, İslâm’ı mı başka bir şeyi mi kasd ettiğini bilelim. Böylece bu hadîsler sahîh olur ve çelişmezler. Kâfir, Allah’dan başka hiçbir ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna, şâhidlik etmedikçe, İslâm’ın dışındaki her bir dîni inkâr etmedikçe ve ondan boşalmadıkça/arınmadıkça İslâm’ın hükmüyle lehinde ve aleyhinde hüküm verilen bir Müslüman olmaz.

Nitekim Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

(On Beş:) Bize Hüseyin İbnü Nasr rivâyet etti: (O), bize Nüaym İbnü Hammâd rivâyet etti, dedi. (O), bize Mervân İbnü Muâviye rivâyet etti, dedi. (O), bize Ebû Mâlik Sa’d İbnü Târık İbni Eşyem babasından rivâyet etti, dedi. (Târık İbnü Eşyem şöyle) dedi: Ben Resûlüllâh’ı (şöyle) derken işittim:

(Ben lâ ilâhe illellâh demelerine ve Allâh’dan başka ibâdet etmekte olduklarını terk etmelerine kadar insanlarla harb etmekle emr olundum. Bunu yaparlarsa kanları ve malları bana haram kılınır. Hakkı ile olan ayrı. Hesâblarını görmek de Allah Teâlâ’yadır.)

(On Altı:) Bize İbnü Merzûk rivâyet etti. (O), bize Abdullâh İbnü Bekr rivâyet etti, dedi. (O), bize Behz İbnü Hakîm babasından, (O), dedesinden (şöyle) söylediğini rivâyet etti, dedi:

Dedim ki, ey Allah’ın Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem!..İslâm’ın alâmeti nedir? (O şöyle), buyurdu:

(Vechimi/yüzümü veya zâtımı Allâh’a teslîm ettim ve (her türlü İslâm dışı inançlardan) boşaldım, demen, namâzı dosdoğru kılman, zekaâtı vermen ve müşriklerden ayrılıp Müslümânların yanına gelmendir.)

Kendine İslâm’ın âlameti sorulduğunda Resûlüllâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in (Behz İbnü Hakîm’in dedesi) Muâviye İbnü Hayde radıyallâhu anhu’ya cevâbı, (Vechimi Allâh’a teslîm ettim ve boşaldım, demen, namâzı dosdoğru kılman, zekâtı vermen ve müşriklerden ayrılıp Müslümanların yanına gelmendir) şeklinde olunca ve boşalma da bütün dinleri terk edib Allâh(ın dîni İslâm’a) dönmek olunca, bununla şu ortaya çıkmıştır: İslâmdan başka dînlerden boşalmayan hiçbir kimsenin bununla İslâm’a girdiği bilinmez.

Bu, Ebû Hanîfe’nin, Ebû Yûsuf’un ve Muhammed’in kavlidir. Allah hepsine rahmet etsin. (İmâm Tahâvî’den Tercüme Son Buldu. Pantez arasındaki sayılar tarafımızdan ilâve edilmiştir.

Tercüme: Abdü’l-Muhsin Fânî

* İmâm Tahâvî, Şerhu Meânî’l-Âsâr:3/213-216, Matbaatü Envâri’l-Muhammediyye.-Kâhire

[1] [Saîd İbnü Müseyyeb, Ehl-i Hadîs’den bir tâife Zâhirîlerden bir cemâat. Aynî], Muhammed Eyyûb el-Mezâhirî es-Sihârenfûrî, Hâşiyetü Şerhi Meânî’l-Âsâr: 2/117, Dârü’l-Hadîs, Mültân-Pâkistân.

[2] [Fukahâ ve muhaddislerden cemâhir-i ulemâ. Ebû Hanîfe, Ashâbı, Mâlik, Şâfiî ve sahîh olan rivâyette Ahmed rahimehumullah onlardandır. Aynî], Muhammed Eyyûb el-Mezâhirî es-Sihârenfûrî, Hâşiyetü Şerhi Meânî’l-Âsâr: 2/117

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin