Ana Sayfa İktibaslar Ali ‘nin yüzüne bakmak ibadettir hadisi sahih mi , manası nedir ?

Ali ‘nin yüzüne bakmak ibadettir hadisi sahih mi , manası nedir ?

228
0

Bu hadis, sahih, hatta bazı âlimlerin mütevâtir tariflerine uyan mütevâtir bir hadistir. Hâkim bu hadisi İmran b. Husayn’den rivâyet ettik­ten sonra, bu Buhârî ve Müslim şartlarına göre isnâdı sahih bir hadistir. Abdullah b. Mes’ud’tan rivâyet edilen “Şahidleri de sahihtirler” demiştir.

“Alî’nin yüzüne bakmak ibadettir.” [1]

Zehebî’nin hiçbir sebep göstermeden “şu rivâyet uydurmadır; şahidi ise sahihtir”,[2] demesi bir hatadır. Kabul edilebilir ilmi bir delil gösterme­liydi.

Hâfız muhaddis Ahmed el-Ğumari bu rivâyet münasebetiyle kısaca şöyle diyor: Bu İmran hadisi’nin bir başka tarifi vardır;

Birinci tarik: Ebû Müslim el-Keşşi (kecci)nin isnadı…

İkinci tarik: İbnü’l-Âbar, şu rivâyeti Mu’cemu Ashabi’s-Sarfi’de el-Keşşî yoluyla bu şekilde isnad etti.

Üçüncü tarik: Taberânî de El-Keşşi’den bunu rivâyet etmiştir. Onun rivâyetinde şu ifâdeler de vardır. “İmran b. Husayn’i Alî’ye keskin bakış­larla bakarken gördüm. Ona bu hususta söz söylenince şöyle dedi:

Ben Resûlullah’ı şöyle derken işittim:

Alî’ye bakmak ibadettir.

Bu, hasen bir rivâyettir. Zehebî el-Mizan’da, İmran b. Halid’i zikretti ve şöyle dedi: Atalarında “Alî’ye bakmak ibadettir” hadisini rivâyet etti. Bu haberi ondan Yakub el-Fesevî rivâyet etti. Bu, benim tenkidime göre batıl­dır. Hâfız Alâî, Zehebî’nin şu değerlendirmesini tenkit ederek bu hadisin batıl olduğuna hükmetmek hak olmaktan çok uzaktır. Fakat Hatib’in de dediği gibi hadis “ğarip”dir. (Alâî’nin sözü bitti.)

Bir hadis hem garîp hem sahih olabilir. Nitekim sahih hadislerin çoğu ğariptir. Bununla beraber şu hadisin garip oluşu da kabul edilecek bir şey değildir.

Garip oluşundan, isnadının garipliğini değil, manasının garipliğini kas­tediyorlar.

Çünkü Ali’ye bakmanın ibadet olmasını anlamadılar. Manasını kafala­rında canlandıramadılar. Bu manadan uzak olduklarında, onu garip buldu­lar. “İmran hakkında Zehebî’nin cerh zikretmemesi yanında, o, bu hadisi rivâyet etmekte, ona mütâbaat edilmiş başkası tarafından uyulmuştur.

O halde İmran hadisinin her iki tariki de ayrı ayrı olarak sahihtir. Ya birarada olarak düşünülürlerse ne olur?

Hazreti Hasan (Radıyallahu anh)’ın Resûlullah (sallallahu aleyhi ve se­lem)’ı çok iyi tarif eden dayısı (Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Hazreti Hatice (radıyallâhu anhâ)’den üvey oğlu olan) Hazreti Hasan radıyallahu anh Hind b. Ebî Hâle’ye:

“Bana Resûlullah (sallallahu aleyhi ve selem)’ın vasıflarını anlat ki; onu hayalimde canlandırayım”. İbnu’l-Esir, Üsdü’l Gabe No 5404, 4/619, Tirmizi, eş-Şemilü’l Muhammediyye, 1/26 Beyhaki Delailü’n Nübüvve 1/285

Hz. Tirmizi bu hadisi şerifi Süfyan bin Veki’den, o da Cemi’ bin Amir’den, o da Ebi Hale’nin çocuğundan ve Beni Temim kabilesinden Ebu Abdullah kün­yesiyle bilinen bir zattan, o da İbni Ebi Hale’den, o da Hasan bin Ali (r.a.) den rivayet buyurdu.

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem)’in şemailini ve özelliklerini öğ­renmek istemesi konumuz açısından oldukça önemlidir. Buradaki maksat onu hayalinde canlandırmasından başka bir şey değildir.

Muhaddislerin İmâm Hâfız Ebû’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, de Telbisü İblis isimli eserinde kendi isnadıyla Abdullah b. Abbâs (radıyallâhu anhüma)’tan şöyle dediğini rivâyet etti:

Ehl-i sünnetten sünnete çağıran ve bid’atten kaçındırmakta olan bir adama bakmak ibadettir.[3]

“Alî’nin yüzüne bakmak ibadettir.” [4]

عن ابى هريرة رضى الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: خمس من العبادة قلة الطعام والقعود فى المساجد والنظر إلى الكعبة والنظر فى المصحف من غير ان يقرأه والنظر فى وجه العالم.

Ebû Hüreyre (Radıyallahu anh)’den rivâyet göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurmuştur:

“Beş şey ibadettendir; az yemek, camilerde oturmak, Kâbe’ye bak­mak, okumadan da olsa mushafa bakmak, âlimin yüzüne bakmak.” [5]

“والنظر فى واجه العالم/Ve’n-nazaru fî vechi’l-âlimi/âlimin yüzüne na­zar etmek” ifâdesine dikkatle bir bakalım. Dilde “نظر” düşünerek, tefekkür ederek (ibretle) bakmak ma’nasına gelir.[6]

Kafasının gözüyle bakmak fırsatını kaçıran, kalbinin gözüyle de baksa fena mı olur?

Canım elinde olan Allah (Celle Celalühü)’a yemin ederim ki şâyet siz yanınızdaki şey (hal) üzere ve zikirde devamlı olsanız, elbette melekler sizinle yataklarınızda ve yollarınızda musafahalaşırlardı.[7]

Dipnotlar:

[1] Hâkim, el-Müstedrek, (no: 4683, 82, 81), III, 153. Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, (no: 207), XVIII, 109.

[2]Şu halde Zehebî “Ali’ye bakmak ibadettir” rivâyetinin uydurma olduğunu iddia ettiyse de, Şahidi olan “Ali’nin yüzüne bakmak ibadettir” rivâyetinin sahih olduğunu itiraf ediyor.

[3] İbnü’l Cevzî, Telbisü İblis, s. 16.

[4] Hâkim, el-Müstedrek, (no: 4683, 82, 81), III, 153. Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, (no: 207), XVIII, 109.

[5] Deylemi, Müsned-i Firdevs, II, 190, (no: 2969). Suyûtî, el-Fethu’l-Kebîr, (no: 6097), I, 566. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den, zayıf bir senetle, bu hadisin senedi zayıf ise de, önceki sahih rivâyetleri takviye için getirilmiştir. Dolayısıyla şu zayıflığın, zayıflı hiçbir şekilde delil kabul etmeyenlere göre de burada zararı olmaz. Zira mücerred takviye içindir.

[6] Nazar, bir nesneye bakıp düşünmektir.

[7] Müslim, Hanzala b. Rubeyyi el-Useydiyyî radıyallahu anh’den Mişkât ve Hâşiye-i Mişkât, s. 198; Kadim-i Kütübhâne, Karaçi- Pakistan.

Kaynak : Ali Hoşafçı – Selefilik adı altındaki görüşlere ehli sünnetin cevapları

CEVAP VER

Mesajınızı girin
Adınızı buraya girin